Kategori: Bireysel Terapi – Yaşam Koçluğu – Kişisel Gelişim

venti_Help-Me-Choose-1475849141[1]

Doğru Karar Almanın Yolları

00Bireysel Terapi - Yaşam Koçluğu - Kişisel GelişimTags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

“Hayat seçimlerden ibaret ise doğru karar vermek mümkün müdür?”

Bizler yaşamımız boyunca sürekli olarak karar vermeyi gerektiren durumlarla karşılaşmaktayız. Günümüzde ise doğru karar verebilmek kişilerin sorguladığı sorunlar arasında yer almaya başlamıştır. Seçeneklerin fazlalığı insanları gittikçe kararsızlaştırmaya ve karar vermekte zorlanmaya itmektedir. Günlük hayatta, iş yaşamında ve özel ilişkilerimizde doğru karar alabilmek mümkün müdür? Bu sorunun cevabını vermeden önce karar alma sürecini ve karar almada etkili durumları incelemeliyiz.

Bir konuda karar vermek göründüğü kadar basit bir süreç değildir. “Ne istediğini bilmeyi”, “kendini tanımayı”, “iç isteklerini, gereksinimlerini, zorunluluklarını bilmeyi”, “dış koşulları değerlendirmeyi” ve “sonuçları öngörebilmeyi” gerektirir. Bu süreçlerden her hangi birisinde yaşanan bir aksama kararsız kalma sonucu yaratır.

Verilecek kararın yaşamınıza etkisi de karar alma sürecinde zorluk yaşamanıza sebep olabilir. Meslek seçimi, evlilik, işten ayrılma, işe başlama, şehir değiştirme v.b. yaşamınızı etkileyecek büyük kararlardır. Ve kişileri daha zorlamaktadır.

Kişilik özelliklerinin de karar alma konusunda çok etkili olduğu söylenebilir. Özgüven, esneklik, mükemmeliyetçilik, atılganlık, dışadönüklük, çekingenlik, sosyal kaygı gibi özellikler karar alma sürecini zorlaştıran yada kolaylaştıran etkenlerdir. Bu etkenlere rağmen karar verme süreçlerini tanıyarak doğru karar verebilmek mümkündür.

Karar Verme Sürecinde ilk adım, verilecek kararın ne olduğunu açıkça tanımlamaktır.  İkinci adım, kararlar bir amaca ulaşmak için verilir. Amaçlar ayrıntılı bir şekilde belirlenmelidir. Son olarak da, karardan beklenilen sonuç belirlenmelidir.

Doğru Karar Alma Aşamaları:

  1. Karar vermeyi gerektiren durumlarda en az iki seçenek vardır. Ör; mimar ya da inşaat mühendisi olmak.
  2. Seçenekler hakkında yeterli bilgiye ihtiyacımız vardır. Bilgi doğru karar almak isteyen kişinin
  3. Her bir seçeneğin olumlu ve olumsuz yönleri iyice düşünülmelidir.
  4. Her bir seçenek istekleri karşılama olasılığı açısından değerlendirilmelidir.
  5. Seçimlerin taşıdığı riskler ve olası sonuçlar iyi değerlendirilmelidir.
  6. Karar verirken şartlar doğru değerlendirilmelidir. Çaresiz durumlarda yanlış kararlar alabilirsiniz.
  7. Karar vermeden önce başkalarının fikri alınabilir, seçenekler onlarla tartışılabilir. Bu belki bizim düşünemediğimiz/ göremediğimiz yönleri görmemize yardımcı olabilir. Ancak bize ilişkin her kararda sorumluluk bizimdir, bu nedenle son karar bize ait olmalıdır.
  8. Her zaman aldığınız karar %100 doğru değildir. Bu durumlarda seçeneklerden en iyi olanı seçmek gerekir.
  9. Aldığınız kararın doğruluğundan emin olmak için 24 saat beklemek daha doğru olacaktır. Böylece verdiğiniz karar anlık duygusal bir tepki mi, yoksa düşünülmüş ve içinize sinen bir karar olup olmadığını test etmiş olursunuz.

Son olarak, tüm bu adımları gerçekleştirdikten sonra hala karar almakta zorlanıyorsanız içgüdüleriniz güvenmelisiniz. İçgüdüleriniz daha önceki deneyimlerinizden edindiğiniz kaynaklardır. Örneğin, bir kişinin beden dilini okumak konusunda aslında bebeklikten itibaren gelişmiş bir repertuarınız vardır. Sadece bunun farkında değilsinizdir. Karar alırken bu nedenle sezgileriniz size doğru yön verebilir.

depresyon[1]

Depresyondan Korunmak İçin Yaşam Doyumunuzu Artırın

00Bireysel Terapi - Yaşam Koçluğu - Kişisel GelişimTags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yaşamınızdan Daha Çok Nasıl Doyum Alırsınız?

Sabah uyandığınızda ne hissediyorsunuz? İşe, okula giderken yada evle ilgili  yapmanız gereken işleri düşündüğünüzde yaşadığınız duygular neler?  Gelecek ile ilgili düşünceleriniz neler? Bıkkınlık, yorgunluk, mutsuzluk, umutsuzluk gibi olumsuz duygular mı yaşıyorsunuz yoksa her yeni güne farklı umutlarla mı, yaşamdan zevk alarak mı uyanıyorsunuz? Bütün bu soruların cevabı genel yaşam doyumunuzla ilgili olabilir.

Yaşam doyumu insanın günlük hayatında çok da farkında olmadığı ancak psikoloji biliminde araştırılan ve önemli bulgular edinilen bir kavramdır. Yaşam kişinin işte ve iş dışında geçirdiği zamanın tamamıdır. İş belli bir ücret/gelir karşılığında kendisinden istenen şeyleri yaptığı ortamdır.  Bu alanı belirleyebilmek ve kontrol edebilmek çok da mümkün değildir. İşin gereği neyse onu yapmak zorunluluğumuz vardır. Sorumluluklar ve görevler söz konusudur.

İş dışında geçirilen zaman ise boş zaman ve diğer iş dışı zamandır. Boş zaman kişinin sadece kendisi için ve kendi sevdiği şeyleri yapmak için ayırabildiği zamandır. İş dışı zamanının tamamını boş zaman şeklinde geçiremeyiz çoğu zaman. Hepimiz eşimiz, çocuklarımız, ailemiz, arkadaşlarımız için bir şeyler yapmak zorunda kalırız. Aynı zamanda, evimizin  ihtiyaçları, kendi ihtiyaçlarımızı karşılamalı, fatura ödemeli, ev bakımı, kişisel bakım v.b. gibi sorumluluklar ile yakınlarımız için aldığımız sorumlulukları yerine getirmeliyizdir.  Yani  iş dışı zaman da yakın ilişkiler ve toplumsal uyum için ayrılan zaman olarak tanımlanabilir.

Doyum ise, beklentilerimiz, gereksinimlerimiz, istek ve arzularımızın karşılanması veya açlık, susuzluk cinsellik vb. gibi temel biyolojik ihtiyaçlarımız  ya da merak, sevgi, yakınlık, başarı vb. gibi ruhsal ihtiyaçlarımızın  giderilmesidir. Bütün bu ihtiyaçlar bir dengede olmalıdır.

Yaşam doyumu bireyin belirlediği kriterlere göre tüm yaşamını pozitif değerlendirmesi olarak tanımlanmaktadır. Beklentilerimizle, gerçek yaşamımızı kıyaslamamamızla ortaya çıkan bir sonuçtur.

Global olarak belirlenen genel yaşam doyum alanları;

  1. Araçsal rahatlık,
  2. Sağlık ve kişisel güven,
  3. Ana, baba, kardeşler ve diğer akrabalarla ilişkiler,
  4. Bir çocuğa sahip olma ve onu büyütme,
  5. Eş ilişkisinde yakınlık,
  6. Yakın arkadaşlara sahip olma,
  7. Başkalarına yardım etme ve başkalarını gözetme,
  8. Devletin yerel ve ulusal etkinlikleriyle, halk etkinliklerine katılma.
  9. Öğreniyor olma,
  10. Kendini anlayabilme,
  11. Bir işte çalışıyor olma,
  12. Kendini tanımlayabilme,
  13. Toplumsallaşma,
  14. Kitap okuma, müzik dinleme, sinema maç v.b. seyretme
  15. Eğlenceli etkinliklere katılma’dır.

Tüm bu maddeler bireylere, toplumsal kimliklere göre değişkenlik göstermekle birlikte, hangi maddelerin ne kadar önemli olduğunu ve ne kadar doyum sağladığımızı gözden geçirmemiz  tüm yaşamımızı  pozitif değerlendirip değerlendirmediğimizi ve belki de yaşam doyumumuz için yeni alanlar eklememize olanak sağlayabilecektir. Günlük yaşam koşturmacasında gözden kaçırdığımız  yeni yaşam doyum alanları belki de farkına varmamız için bizi beklemekte olabilir.

Sonuçta, yaşamın bütününü kapsayan yaşam doyumu nasıl bir ruh sağlığı içerisinde olduğumuzu gösteren önemli bir göstergedir. Yaşamda meydana gelecek çeşitli engellenmeler, zorlanmalar, çatışmalar ve ani olumsuz değişimler yaşam doyum düzeyinin düşmesine neden olabilir. Bu durumlarla başa çıkabilmemiz için gerekli olan bilgi ve beceri kazanımının hızlandırılması iletişim, stresle başa çıkma ve yönetme becerileri, spor, düzenli egzersiz, doyum sağlayabileceğimiz boş zaman  etkinlikleri ile kendimizi donatmamız daha iyi hissetmemize yardımcı olacaktır.

Mutlu günlük yaşam yaşayabilme, anlamlı bir yaşam, fiziksel sağlık,  ekonomik güvenlik ve sosyal ilişkileri dengelemek  yaşam doyumunun anahtarlarıdır.

screen-shot-2014-10-20-at-1-10-29-pm11

Depresyonda mısınız?

00Bireysel Terapi - Yaşam Koçluğu - Kişisel GelişimTags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Depresyonda mısınız? Depresyon ve Çözüm Yolları

  • Bir süredir kendinizde sürekli moral bozukluğu ve keyifsizlik hissediyor musunuz?
  • Eskiden zevk aldığınız şeyler artık can sıkıcı olmaya mı başladı?
  • Devamlı uykusuz, yorgun ve gönülsüz müsünüz?
  • Konsantre olmakta zorluk çekiyor ve bazı şeyleri aklınızda tutamıyor musunuz?
  • Vücudunuzun herhangi bir yerinde doktorun bile sebebini bilemediği belirsiz yakınma ve rahatsızlıklar var mı?

Eğer bu soruları “evet” diye cevaplandırdıysanız, bu belirtiler depresyon hastası olduğunuza işaret edebilir. O zaman size iyi bir haberimiz var: Depresyonla müdahale çabalarının sonucu olarak günümüzde son derece etkili tedavi yöntemleri var.

Depresyon o kadar yaygın bir hastalıktır ki, hemen hemen her ailede depresyonda olan bir kişi olduğunu söyleyebiliriz. Depresyon konusunun hâlâ bir tabu gibi gizlenmesi ve çoğu zaman dışarıdan farkına varılamaması nedeniyle, tanıdıklarımız arasında kimlerin depresyonda olduğunu bilmememiz gayet doğaldır. Bu yazıda, depresyonun ne demek olduğu, bu rahatsızlığın hangi sebeplerden kaynaklandığı, hangi tedavi imkânlarından faydalanabileceğiniz ve uzmanınız ve ailenizin size şifa yolunda ne gibi destekte bulunabilecekleri hakkında bilgi verilmektedir.. Bir insanın rahatsızlığı hakkında geniş bilgi sahibi olması çok önemlidir, çünkü bunun sayesinde hastalıkla daha iyi baş etmenin yollarını ve şifa sürecini bizzat yönlendirmek için ne yapabileceğini öğrenecektir.

Bu yazıda birçok sorunuza cevap bulacağınızı umuyor ve evinizde rahat bir yere oturup yazıyı dikkatlice okumanızı tavsiye ederim. Ancak unutulmamalıdır ki, burdaki bilgiler bir uzmanın sağlayabileceği hizmetin yerine geçemez. Tedavinizin başarılı olabilmesi için uzmanınızla sizin karşılıklı olarak yardımlaşmanız gerekecektir. Bu nedenle bir uzmanla görüşünüz ve onun size vereceği tavsiye ve hizmetlerden yararlanınız. En kısa zamanda mutluluk dolu ve aktif bir yaşam tarzını geri kazanmanız temennisiyle…

Depresyonun farkına varmak ve hastalıkla baş etmek

Alışkanlık bağımlılık psikolog ankara

Alışkanlık Mı Bağımlılık Mı?

10Bireysel Terapi - Yaşam Koçluğu - Kişisel GelişimTags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

İnternet, alışveriş, sosyal medya, ilişki,  madde, kafein, spor, kumar, akıllı telefon,  yeme bağımlılığı gibi pek çok farklı alanda bağımlılık kelimesi günlük yaşamda kullanılmaktadır. “Yeme bağımlılığım var. Yemek yemeden duramıyorum.” diye yakınan bir kişiyle ya da “Elinden telefonunu düşürmüyorsun sende telefon bağımlığı var.” gibi cümleler kuranlarla mutlaka karşılaşmışsınızdır. Bu tür yargılara varmadan önce olgunun alışkanlık mı bağımlılık mı olduğunu ayırt etmek için,  bu iki kavramı ayrı ayrı ele almamız gerektiğini düşünüyorum.

Alışkanlıklarımız günlük yaşamımızda rutin yaptığımız davranışları tanımlamaktadır.  Alışkanlıklar olumlu ve olumsuz olabilirler. Her gün aynı saatte yatmak, dişlerini fırçalamak, her gün yürüyüş yapmak olumlu alışkanlıklardır. Gece geç saatlerde uyumak, gece ağır yemekler yemek, sigara içmek olumsuz alışkanlıklardır. Belli bir rutini olan olumsuz alışkanlıkların tekrarlanması her zaman bağımlılık olarak değerlendirilmez.

Bağımlılık, alışkanlığın bir sonraki safhasıdır. Bağımlılığın tam olarak oluşması, bağımlılık davranışının rutin ve aşırı ölçüde yapılmasıyla değerlendirilir. Yapmadan duramama, kişi zarar görse de alışkanlığından vazgeçememe, istese de bırakamama, onsuz yapamayacağını düşünme gibi duygular ve düşünceler baskındır. Bağımlılık kişinin bir nesne, kişi ya da olguya aşırı muhtaç hale gelmesidir. Bağımlılığı besleyen en önemli etken keyif verici bir dış faktörün olmasıdır. Zevk ve keyif dışarıdaki bir şeye bağlıdır. En cazip yanı ise kişileri kaygı ve gerginlikten uzaklaştırabilmesidir.

Alkol, madde, sigara gibi bağımlılıklar tıbbi sorunlara yol açarken diğer bağımlılık türleri daha çok duygusal ve sosyal sorunlara yol açarlar. Bağımlılığın her türlüsü sonuçları bakımından kişinin yaşam kalitesini düşürür. Çünkü bağımlı olunan dışında başka bir şey mutlu edemez kişiyi.

Psikolojik bağımlılığı daha baskın olan oyun bağımlılığını örnek olarak ele alırsak; Akşam 19.00-21.00 arası pc oyunu oynamayla geçiren ve bunu rutin her gün yapan bir kişi, ertesi gün sınavı varsa ya da bir arkadaşıyla ilgili bir programı olduğunda pc oynamaktan o gün için vazgeçebiliyorsa bu alışkanlıktır. Ancak, başka bir sorumluluk ya da sosyal aktivitesi olduğunda dahi oyun oynamadan duramıyorsa, her geçen gün pc başında geçirdiği saatler uzuyorsa, okula gitmeme, kişisel bakımını dahi yapamama durumuna geldiyse o zaman bu oyun bağımlılığına dönüşmüştür diyebiliriz.

Alışkanlıkları Değiştirmek Mümkün Mü?

Alışkanlıkları değiştirmek yerine yenisini koymak için öncelikle zihinsel olarak kişinin kendisini hazırlaması diğer bir değişle karar alması ilk adım olmalıdır. Ardından yeni davranış kalıpları benimsenerek, davranışın/alışkanlığın yerine koyulabilecek farklılıklar hayata geçirilmelidir. İlk başlarda eski alışkanlığın bilinirliği ve güvenilirliği yoksunluk gibi bir his oluştursa da, yerine konan davranışın kararlılıkla uygulanması yeni alışkanlığın yerleşmesine olanak sağlayacaktır. Her başarılı çaba kişinin kendine olan inancını artırarak pozitif yönde destekleyecektir. Hazzı erteleyebilme, alışkanlığın vereceği anlık mutluluk hissini geçiştirebilme bu açıdan çok önemlidir. Gerçekte alışkanlığın verdiği uzun vadede zararı bildiğiniz için değiştirmeye karar verdiğinizi de unutmamalısınız.

Bağımlılık ise daha zor baş edebilen ve türüne göre farklı yaklaşım ve tedavi seçenekleri uygulanması gereken bir rahatsızlıktır.  Kişinin bireysel olarak bağımlılıktan kurtulması mümkün ama oldukça zordur. Farmakolojik, psikolojik tedaviler ve sosyal destekle bağımlılık boyutuna gelmiş kişiye zarar veren alışkanlığın tedavisi daha etkili olmaktadır. Çevrenizde, kendinizde bağımlılık olduğunu ya da bir alışkanlığınızın bağımlılığa doğru gittiğini hissettiğiniz takdir de,  ertelemeden uzman yardımı almanız ya da sevdiğiniz kişileri yardım almaya zorlamanız gerekmektedir. Tüm diğer rahatsızlıklar gibi bağımlılıklar da ne kadar çabuk tedavi yoluna gidilirse o kadar rahat çözüm alınabilir.

“HER ALIŞKANLIK BAĞIMLILIK DEĞİLDİR. “